Bu yıl GW bağı çok da şanslı sayılmazdı, temmuzun ortasında vuran bir küllemenin üstesinden gelemedik. Kimyasal kullanma konusunda da sonuna kadar direndiğimiz için bağın Cabernet Sauvignon kısmını yani yarısını göz göre göre kaybettik. Merlot üzümlerimizde de geçen yıla göre yarıdan az mahsül alabildik.

24 Eylül sabahı yine de moralimizi yüksek tutarak ve aynı heyecanla sabahın ilk ışıklarından önce bağa girdik. Yağışlı bir haftadan çıkmıştık ve bağda çalışmak da zordu. 

Üzümlerin içindeki şekerin en yoğun olduğu gün doğmadan önceki saatlerde bağı bozup hemen üzümleri işlemeye başlamalıydık. Bu şekilde alkol oranı daha yüksek bir ev şarabı elde edebilecektik. 

2015 hasatında üzümlerin bir kısmını toplamada biraz geç kalmıştık, öğlene kadar sarktığımız bir gün bile olmuştu. Bu yıl ise bunu göze alamazdık çünkü zaten ancak bir tank kaliteli ürün alabilecektik. Tek tesellimiz oldukça yüksek bir brix yani şeker seviyesi (26) ile bozuma başlamış olmamızdı. 

Bağbozumu programımızda 06:00-10:00 arası bağı bozacağımızı yazmıştık ama o saatte gelecek bir misafirimizin olacağını hiç düşünmemiştik. Köyden bize yardımcı olacak Fatma ve Ayşe ablalar bile gelmemişti ki bir misafirimiz sırt çantasıyla tan yerinde belirdi. Madem böyle hevesli bir misafirimiz vardı mecbur onu da çalıştıracaktık. 

Hep birlikte bağa girdik ve üç saat içinde şaraplık üzümü topladık. Kısa bir kahvaltıdan sonra pekmezlikleri toplamak için bir grup bağa geri döndü.

O sırada şaraphanemiz de sap ayırma makinamız ve steril edilmiş tanklarımızla hazırdı. Üstelik hem misafirlerimiz hem de şarap danışmanımız Tufan İlhan da gelmişti. Şarap yapımı üzerine yaklaşık bir saatlik bir sohbetten sonra motor çalıştı.

Bir saat içinde 400lt'lik tankımız Merlot üzümleriyle dolmuştu.

İlk mayasını verip fermentasyonu da başlattıktan sonra sıra tadıma geldi. 2015 şaraplarımız henüz şişelenmeden önce misafirlerimizin de onayını aldık. Bir kısmını tankta, bir kısmını İtalya'dan gelen cam damacanalarda, bir kısmını da meşe fıçılarda beklettiğimiz şaraplarımızdan birer sürahi doldurduk. Ev yapımı marmelatlarımızın da olduğu peynir tabaklarımız, Burçin'in eski kaşarlı susamlı çubukları ve taş fırından çıkan çıtır pizzalarımızla tadıma geçtik.

Grup Merlot da bir yandan canlı müziğe devam ediyordu. Yılın en güzel akşam üstlerinden biriydi... 

Sıra pekmez yapımı için şıra almaya gelmişti. Bu kez sap ayırma aletinden prese aktardık üzümleri ve oradan da odun ateşindeki kazanlara.

Sonunda tüm şıra alındığında bağdan geriye bizim pastaya benzettiğimiz bir üzüm kalıbı kaldı. Bu kalıbı da kompost yapımında kullanarak toprağa geri verdiğimiz düşünülürse bağdan çıkan hiçbir şeyin çöpe gitmediğini söyleyebiliriz. 

Kazanlarda sıcak ama el yakmayacak seviyeye kadar ısıttığımız şıraya Kayseri-Develi'den bir gün önce gelen pekmez toprağını atarak sabaha kadar çökmeye bıraktık. Şıra iyice çökünce, yani ertesi gün bu pekmezi tülbentlerle süzerek bu kez daha geniş bir kazana aktarıp havalandır havalandıra en az üç saat odun ateşinde kaynattık.  

Çıkan kirli köpüğü temizledikçe berrak ve geçen senekinden bile güzel bir pekmezimiz oldu. 

Günün yorgunluğu çökerken herkesi yolcu ettik ve konaklayan misafirlerle açık hava sinemasında buluştuk. Perdede bağbozumu için seçtiğimiz iki filmden ilki vardı, A Good Year- Güzel Bir Yıl. Londra'daki hızlı yaşamından kendini bir anda Güney Fransa'daki bir bağ evinde bulan yatırım danışmanı Russel Crowe'un huzuru ve aşkı bulma hikayesi, Provence'ın büyülü bağları ve taş evleriyle dolu görüntüleri eşliğinde anlatılıyor. Yorgun ekibe bir film yetti, dayanabilenler patlamış mısır ve sıcak içecekler eşliğinde yine şarabın peşinden giden, bu kez Kaliforniya'daki bağlarda geçen Sideways'i izlediler. 

Gün biterken pazar günü mutfağı işgale gelecek Ferah Feza Mutfak ekibinin heyecanı da çiftliği sarmıştı. Yorgunduk ama içimizde yıllardır aile ve dostlarla paylaştığımız bir heyecanı ilk kez yeni tanıştığımız misafirlerimizle de yaşamanın mutluluğu vardı...